Annenin işi hep bunlar dimi!! Çünkü baba soğan cücüğü!!!

Geçenlerde Nefes hanım ile birlikte annedediğin ve baba kişisi ile şehirlerarası araba yolculuğu yaptık. Ulaşım ve araba içindeki konforumuzdan baba sorumlu. ( klima, müziğin sesi vs vs ) Ben daha çok kişiye özel (Nefes hanım) hizmetler görevlisi… Bu güzel görev paylaşımı ile yola çıkmışken gündüz gözüyle Nefes hanım’ın yolun 3 saatinde uyuması gerçekten benim görevimi hafifletip, arka koltukta bütün araç içi hizmetleri kendi lehime kullanmama müsaade etmişti. (Normalde 13 aylıkken tek uykuya geçti ve gündüz o tek uykuyu da maksimum 2 saat uyuduğunda göbek atıyoruz) O şarkı senin bu şarkı benim şöföre istek parça taleplerimi iletirken, bir sıcak oldu bir soğuk oldu diye klima ayarlaması triplerimle kendimi kızını Dominikte bırakıp Miami’ye gezmeye giden Şeyma Subaşı sanıyordum adeta… (annenin lüksü bu işte) Gel gelelim mola sebebiyle bebeğimizi uyandırıp bir alt değiştirme seansı yapmak gerekiyordu. Anne dediğin görev başına!

Tabiki önce tuvalet ve bebek alt değiştirme istasyonlarının tespiti için yalnız başıma keşfe çıktım. O da ne? Bebek alt değiştirmesi için ayrı bir bölüm yok! Nerde tabiki, bayanlar tuvaletinin içinde. Ee nasıl yani ya eşim yalnız başına kızımla seyahat ediyor olsaydı vs diye düşünerek odayı bulmak üzere tuvaletlerin olduğu bölüme girdim. Bebeğin altını değiştireceğiniz bölüm bütün tuvaletlerin hepsini geçip, tuvaletin en dip köşe noktasına kadar gitmenizi gerektiriyor. ( Kucağınızdaki bebeğin kaç kilo olduğu kimin umrundaki? Yada bebek arabasıyla o tuvaletlerin önünden ( bekleyen insanlar varken ) nasıl geçeceğinizi de kimse umursamamış! Anne dediğin herseye çözüm bulur nasılsa ulvi bir kişiliktir! Yaklaşık 15-20 tuvalet önünden geçip en sondaki bebek odasına gelmek üzereydim ki, yarı açık kapıdan bir paravan ile iç kısmın ikiye bölünmüş olduğunu farkettim, paravanın arka tarafında ne mi var? paspas ve kovalar!! Yok artık daha fazla dayanamayacağım diyerek tam gaz arabamıza doğru ilerledim. Arka koltuğun hem konforu hem hijyeni burdan çok çok daha iyiydi. Bu arada bu mola yeri gayet bilinen, istanbul- İzmir arasında tostu ve ayranıyla meşhur bir yerimizin yine yoğurt ve sütleriyle meşhur bir markasının mola yeri!!!

Kıyaslamak gibi olmasın demeyeceğim ve düpedüz kıyaslayacağım. Daha geçen hafta İtalya’nın güney sahillerine bir seyahatimiz oldu. Napoli’ye iner inmez bavullar gelene kadar tuvalete gideyim dedim. Bayanlar tuvaleti önünde 20 kişilik bir teyze grubu var. Felaket! Neyseki güney İtalyanlar dünyanın en sıcak ve konuşkan insanları olduğundan erkekler tuvaleti önündeki görevli bana doğru konuşup, burayı kullanabilirsiniz dedi. E durum acil olunca pek öyle erkek -bayan tuvaleti diye ayırmam. Tamam dedim hemen. En sağ taraftaki tuvaleti kullanabileceğimi gösterdi. Kapıda bebek arabası işareti vardı. Tabi ben şok! Nasıl yani burası erkekler tuvaleti değil mi? Ne işi var bebeğin burda ? ( Bir anne olmama rağmen sevineceğime, böylesine şaşırmak!) Girdim tam sebebi ziyaretimi gerçekleştirecekken, gözüme duvara sabitlenmiş olan bir oturak takıldı. Başladım incelemeye… tabi fotografını da çekmeyi ihmal etmedim. 🙂

baba kız

Otobuslerdeki gibi oturağı indir, otur mantığıyla yapılmış, bir de kemeri varki çocuğunuzu oturttuktan sonra eğilmeye çalışırsa düşmesin. (Malum siz o sırada başka şeylerle uğraşıyor olabilirsiniz). Çünkü oturak çocuğunuzun ayaklarının yere değmeyeceği yükseklikte yapılmış. İşte ben böyle hayran hayran bu aparata bakakaldım. İşlevinin güzelliğine mi şaşırayım, yoksa biz de yalnız erkeksen çocuğunun altını bile değiştiremezsinden, birlikte tuvalete girmeyi bile düşünen mantığa geçtiğimize mi şaşırayım. Bilemedim. 😦

İşte bizde olmayıp Avrupalılarda olan ne biliyor musunuz? Görgü, saygı, okumuşluk zart zurt diil. DÜŞÜNCE! Çünkü sadece düşünmekle bile anne dediğin kişinin neye ihtiyacı olduğunu kestirebilmek çok kolay!! Saygıyı  filan geçtim ben ya!! Azıcık düşünen insan olsun yeter bana! Milletimin her türlü şeye çok kıvrak zekalı çözümleri oluyor da bunu neden akıl edemiyoruz? Lafım tüm sosyetik gözüküp bebek odalarında popomuzu bile döndüremediğimiz küçüklükte dizayn eden avmlerin yetkililerine!!! Tuvaletleri bal dök yala mantığıyla temizleyip bebek odasındaki çöpün yarım saate ne hale gelebileceğini düşünemeyen mekan sahiplerine!!! Bari şundan yaptırın, koyun tuvaletlere filan. Bak sizin yerinize düşündüm ben.

Hem elin avrupalısını kıskanıyor, hasetleniyor hem de biz de niye yok bu düşünce diye uyuz ola ola bugünü de bitiriyorum. Bakalım yarın neler görecez!!

 

Reklamlar

Annelere 3 bilinmeyenli denklem?!?

#annededigin için emzik-biberon-meme üçlüsü ne zor kararlar silsilesi imiş meğer… Emme güdüsünün yegane araçları… Gelin hepsinin artı ve eksisine bir göz atalım. Konuşalım, tartışalım…

1-Emzik ; alsa bi dert almasa bi dert

Emzik alan bir çocuk annesi olarak bazı durumlarda şuan emzik almasa napardık??? dediğim çok olmuştur. Çılgın ağlama krizlerinde en büyük yardımcımız, sürekli mızırdanan çocuk susturucusu, yüce icat! Evet, emzik candır! Peki ya sonrası… Emzik emmenin damak yapısını bozduğu rivayetleri, ‘ah bizimki ortaokula kadar emzik emerdi, bir türlü bıraktıramadık’lar.. insanı bilinmezler diyarına sürüklüyor. Bebeğimi sakinleştirdim derken acaba damak yapısını mı bozdum? Yoksa psikolojisini mi? diye de düşün dur…

Ben çok okuyup çok da araştırıyorum ama şunu farkettim ki neyi araştırırsan araştır, iyi diyen 50 kişi varsa kötü diyen de 50 kişi çıkıyor internette 🙂 Peki ne yapıyorum ? Bir sürü bebek ve bir sür anne var, mümkünse sizin tarzınıza ve bebeğinizin tipine yakın annelerin tavsiyelerine 5 puan değeri verin diğerlerine 1. Terazide kesin bir taraf daha ağır basacaktır 🙂 Nede olsa Nefes hareketli bir bebek, çok nazik ve kırılgan bebeği olan bir anneyle benim tercihlerim ve uyguladıklarımın aynı olmasını bekleyemeyiz öyle değil mi?

İngilizcesi ‘pasifier’, ‘yatıştırıcı’ bizde neden emzik?.. Çok fazla detaya giremeyeceğim bir takım dil bilim ıvır zıvırı sanırsam. Lakin sakinleştirici/yatıştırıcı bence gayet uygun ve net bir tabirmiş 🙂 Biz evde ‘susturucu’da diyoruz ama Nefes hanım’a ayıp olur sonra alınır bize hiç konuşmaz diye bu sözcüğü kullanmamaya çalışıyoruz ebeveynleri olarak :))) çok bilinçliyiz dimi? öhöm öhm 🙂

emzik
Aliym mi emziği? yoksaaa?? 🙂

2-Biberon ; Alışırsa naparım?

Bebe doğar, büyümesi için süt lazım, bazen anneden gelir, gelsede bazen tam verimli gelmez, destek gerekir. İşte bu destek neyle verilmelidir? Aaaa biberona alışan bebek anne memesini reddeder durumu ortaya çıkar. Buyur burdan yak. Bunun sebebini araştırınca pek de öyle bilimsel şeyler çıkmıyor karşınıza, olay çok basit. Biberondan çekmesede fışır fışır akan süte alışınca, anne memesinden çekiştirmek işine gelmez. Bebemiz dünya hallerini çabuk öğrenmiştir. Herşeyin kolayına hemencecik alışır küçük insan bünyesi. Peki hem yardan hem serden vazgeçmeden nasıl süt vereceğiz? bu konuda benim en büyük yardımcım bir tane anne memesi gibi çekmeden sütün gelmediği biberon almak oldu. İnternetten kolayca sipariş de veriyorsunuz, normal biberonlarla hemen hemen aynı fiyat. Zaten ilk aylardan sonra anne sütünü emmek konusunda uzman olunca normalmiş anne memesi biberonuymuş farketmeden dayadık gitti 🙂 Tabi bu sorunlarda bebeğinizin tipi çok önemli. Nefes biraz toroman ve hırslı bir bebeydi. Emme işini sorunsuzca halledeceğine inanınca her türlü biberonu verdik kendisine. Ama eğer bebeğiniz biraz nazlı veya kibar bir bebeyse (:)) anne memesi biberonuyla devam ediniz. Bizim aldığımız riski almayınız. Kibar bebişiniz kolaya kaçmak isteyebilir. Hakkıdır da…

3- Meme; Sütüm var mı?

Aslında ilk ikisinden de önce bunu yazmak lazım ama ben genelde önemli olanı finale bırakan bir insan olduğum için bu konuyu sona sakladım 🙂 Süt doğumdan hemen sonra gelebilir, iyi de olur ama gelmek zorunda değildir. Çoğu kişide de foşur foşur çoşmaz. Bir damla gelende sütüm geldi der, dolup taşanda geldi der. Doğrudur. Peki önemli olan nedir?

Önemli olan sizin sütüm var mı? yok mu ? az mı ? çok mu? diye soruları dakikada 1500 kere kendinize sormamanızdır. Lakin o bir damla gelen süt, siz bu sorulara gark olmazsanız saatler içinde zaten artacaktır. Ama ziyaretçilerin anlamsızca  sütü geliyor mu soruları? insanı strese sokabilir. Muhattap olmayın, kaale almayın derim 🙂 Sütün var mı diyene ; ‘var anam vaaar hepinize yeter, noldu kahvene mi koycan?’ deyin 🙂 Hem hoş bir anınız olur, hemde millete eğlence. Aaamaaan hormonlardan diyivermişim dersiniz. Çünkü siz an itibariyle #lohusasınız. Hani adam öldürsen suçun yarı yarıya iner. O kadar takmayın milleti.. Sonra olan sütünüzden de olur, bakakalırsınız öyle memenizi sıkıp sütün gelsinn diye uğraşan hemşireyle 🙂 Şaka bi yana bu da gerçek. (şahitler var, gerçek hikaye)

He bu arada;

  • sütün miktar olarak azlığı ve çokluğunun hiçbir bilimsel şahaneliği yoktur.
  • Sütü en çok gelene madalya verilmemektedir.
  • Sütünüz çok az ve çok yağlı olabilir çocuğunuz azıcık sütle toraman olur, ya da bol ve sulu bir sütünüz vardır çocuğunuz kilo alamaz 😦 O sebeple bu kedi kuyruğunu kovalar gibi kendi kendini sürekli etkileyen süt var mı sürecine çok da takılmayın. Lakin sütünüz olmasada bir sürü çözümü var….
  • Bazı kitaplar bebek ağlaması duyunca süt üretiminin arttığını söylüyor. Ben pek inanamadım ama bilim güzel şey tabi 🙂
  • Onun yerine şunları yapın mesela… Güzel şeyler düşünün, mutlu olduğunuz anları, eşinize ilk aşık olduğunuz yeri, en sevdiğiniz yemeği yediğinizi, hatta açın en sevdiğiniz şarkıyı … O süt gelmezse noliiym!!! 🙂 Ne yenilen dereotunda geliyor o süt ne de nutelladan .. Aslında kafanızdaki mutluluk hormonundan direk memeye gidiyor 🙂

Konu meme ve emzirme olunca #annedediğin kişinin  söyleyeceği daha  çok şey var… Bunlar şimdilik ilk kuple olsun..

devamı gelecek…

Lohusa mısın tatlım?

Doğum yapmadan önce hayatımda çok da bir önemi yoktu bu kelimenin. Doğum yapmış kadın anlamına geldiğini ve tadı enteresan bir şerbeti olduğunu bilirdim sadece. Meğer içeriğinde ne buhranlar ne tarifsiz hormon girdapları varmış…

lohusa-serbetim
Bu da şerbeti..

Lohusalık 40 gün sürer derler. Bu 40 gün yeni doğum yapan kızımız el bebek gül bebek el üstünde tutulur. Ama bu bile bazen yetmez, erken menopoza girmiş gibi hersey şahaneyken bile ‘ ayyhhh daraldım ben burda” diyip kalkıp giderse bilin ki lohusadır 🙂

Peki lohusa kafası dediğimiz şey nedir? Doğum öncesi vucutta pik yapan hormonların doğumla birlikte yerle bir olmasıdır. Bi nevi şok durumu! İşte bu sebeple şoka girmiş insana yapılmaması gereken, söylenmemesi gereken bazı şeyler olur. benim için en önemlisi olan bazılarını buraya not düştüm.

1-Sütün geliyo mu?

Bir tek bizde mi var bilmiyorum ama, sormuş olmak için soru sorarlar.. Gelmiyo desem napcan? Sen mi emzircen? Aaa yoksa akıl vercen dimi? Ama canım bana akıl verince kalanı sana yetebilcek mi önce ona bi bakalım dimi?? Bu sorunun 1. derece akrabalar haricinde sorulması yasaklanmalı! Bi de sevimsiz yani komşu teyzenin arkadaşıyla sütümün gelip gelmemesini konuşmak? Öyle diil mi yahu?

2- Ye ye süt yapar!

Sen ne bulursa ye de, vucüt içinden istediğini alır sütü yapar mantığı 🙂 damızlık dana sanki vucut 🙂 Süt yapar diye lohusaya anlamsız şeyler yedirmek adettendir. Mesela ben dereotu yemem, meğer süt yapıyormuş. Hay allah … Sütüm olmasına rağmen dereotu yemem istendi. Tiksinmekten, olan sütümde kaçacaktı :))) herşeyi yiyince süt yapmadığı gibi, sevmediğin şeyi süt yapsın diye yemek de bir o kadar itici!!!

3-Kime benziyor?

Bebeği ille de anne yada babaya benzetmek adettendir. Gelen bütün misafirler öyle güzel sallamasyon yapıyor ki gülmemek için zor duruyorum. Mesela beni yorgun vs görenler bana benzetiyor ki sevineyim, mutlu olayım, züğürt tesellisi yaşayayım… 5 yaşında olsam belki canım da o ‘ kızcığız sivinsin’ gülüşü hiç oldu mu sana? Bir de işin şöyle durumu var ki hamile arkadaşlarımdan da duyuyorum;  ‘9 ay taşıdım karnımda bana benziycekk tabiii!!!’ O ne yahu? Kendine neden kamyonet muamelesi yapıyosun ki? kamyonetiyle pazara karpuz taşıyan amcaya bak bakalım karpuza mı benziyor 🙂 Bendeki mantık şuydu; Yıllarca aynada kendime baktım, kaştı gözdü makyajdı derken ayna karşısında yıllarım gitti diyebilirim. Şurda aşık olduğum, yüzüne bakmaya doyamadığım bi adam var, yakışıklı da kereta! Ona benzese ne güzel olur. Bak bak doyamam dedim. Sonuç ne mi ? Valla bence Nefes hanım aynııı kayınvalidem… Herkes ne yalakasın diyo afedersiniz, ama benziyo valla. Bakıyorum arasıra o muzur bakışlar, komik gülüşler filan :))) Kaynana demedim farkettiyseniz lakin severim kendisini, birlikte epey eğleniriz…. eee nolcak şimdi eve gelenlerin tahminleri patladı. Zaten herkes sallıyo bence, hiç sempatik diil. Hele ilk 20 günde eve gelenlerin o buruşuk suratı bana benzetmeleri hepten saçmalıkkk…

4-Doğum kilolarının hemen gideceği sohbeti

Helllooooouuuu?? Canım daha karnımın şişi inmedi. Sen neden bahsediyon haa? hadi kaldır o koca poponu ve evimi terk et! demeek gelsede içinden oturup dinliyosun öylece 🙂 Ayy bi de en bomba sohbetler ‘normal doğum zaten en sağlıklısı’ diye başlayıp geldiği evde doğumun sezeryan olduğunu öğrenince ayy şimdiki doktorlar çok uzman zaten ha sezeryan ha normal doğumm canımmm diye kıvırmacılar :))) En çok onları seviyorum. malum doğuma 2 gün kalana kadar normal doğum yapacağımı sanan ben, son gün malum nefes hanımın tombişliğiyle sezeryana dönmüştüm ama bundan çoğu kişinin haberi sonra oldu :))) çalışmadan gelincede patladı bir çoğu tabi. Hele hazır cevap olmayanlaaar ; onlar hemen anneme donup; poğaçayı siz mi yaptınız? tarifini alabilir miyim diye sohbeti çevirdi 🙂 ama benden kaçmadı tabiiiii…

Lohusalık, hamilelik, bebek bakımı hepsi kişiye özel aslında… Bu liste daha da çoğaltılabilir… Sayfalar olur hatta ansiklopedisi çıkar. Ben sadece olmazsa olmazlara değindim. Gerisi sizden 😉

 

Part time iş arayanlar ‘babalık’ tam size göre!!!

Bir çok arkadaşımdan duyuyorum. ‘Nasıl vakit buluyorsun sunu yapmaya bunu yapmaya??‘ Eski sosyalliğimi sürdürme çabam takdirle karşılanınca mutlu oluyorum tabi. Halbuki bana da öyle geliyor ki hiç bir şeye zaman ayıramıyorum, hiç bir şeye yetişemiyorum 🙂 Planladığım işler için telefonda bir not programı bile tutuyorum. Gün sonunda koca eve gelince soruyor, ‘sunu hallettin mi?’yok diyorum, onu hallettin mi? – ı ıhh diyorum :)) Sonra bütün gün yaptıklarım sanki çöp… Neyse ki anlayışlı kocanın hali bir başka, ‘tamam diyor ben hallederim

Zaman yönetimi profosyonel iş hayatında da çok sevdiğim ve önem verdiğim bir şey. Planlama yapmak mesela, bayılırım. Haftalık programım olsun, renkli kalemlerimle boyayarak, önemli şeylerin altını çizerek ”özene bözene” diye tabir ettiğimiz şekilde yaparım. Anne olunca ilk 1 yıl! gerçekten farklı, hayatına katılan tüm yeniliklerle eski sen olarak uğraşmaya çalışıyorsun, adapte olamıyorsun bazen.

Yazarak günü planlamak;

Yazın çizin, programı o gün tutturamadınız mı? Hemen listeyi gözden geçirin, hangi araya sıkıştırabilirdiniz o eksik kalan şeyi?? İşte böyle böyle şimdilerde bizim evdeki business plan rayına girmiş durumda… Biraz zaman alıyor ama oluyor. Her annenin dediği gibi ‘ilk 1 yıl (bence bu yüzden) zor‘  Normal hayatında ’emzirme ‘ diye bir rutini olmayan kadın kişi, 3 saatte bir emzirmeye başlayınca dağılma da bu noktada patlak veriyor. Emzirmeyende de durumun farklı olmadığını belirtelim. Sorarım kurumsal hayatın minnoş süslü bekarlarına; 3 saatte bir çiş- kaka temizliği yaptınız mı hiç? hade bakalım, yap günlük planını ona göre 😉

  • Part time değil tam zamanlı bir iş : Annelik

Tam zamanlı derken 24 saati kastediyorum. Ama ben bu annelik mesleğinde yeniyim! Tabi bunca yıllık iş tecrübeni orda kullan diyosun da o öyle olmuyor. Sektörler farklı . Aynı tecrubeyi biriktirmek zaman alacak belli.. ee anne dediğin öyle 5 dakikada oluyor da içinin dolması yıllar alıyor. Neyseki erken anladık. Hemen aksiyon aldık 🙂

  1. Mesela sabah kalktın, altını değiştir, kahvaltısını ver, oyna, hoop öğlen oldu, ne yiyecek bu çocuk hazırlamadık??
  2. Dışarı çıkarken çanta hazırlamak da ayrı bir uzmanlık alanı: alt değiştirme örtüsü, bez, biberon, emzik, öğlen yemeği, yoğurt, meyve, yedek kıyafetler! hersey tamam. Sonra öğlen saati yemeğini yedirecekken bir bakmışsın kaşık yok 😦

Şimdi Nefes 1 yaşını doldurdu, eee doğum günü partisi filan herşey onun için sanıyor herkes. Oysa ben bugün annelik mesleğindeki 1. yılımı kutluyorum. En büyük ödülü de evimizin CEO’sundan alıyorum Kocadan harikulade biiiirr ÖPÜÜCÜKKK!! Evet o CEO çünkü patron hala benim. ho hoo hooo 🙂 ( Yazarımız burda doğumdan kalan göbeğini kaşıyarak bir noel baba gevrekliğindeki kahkahası ile züğürt tesellisi yaşamakta, bırakın azcık mutlu olsun)

  • Part time bir iş : Babalık

Neden mi? Çünkü onun görevi anne dediğin kişinin yokluğunda başlıyor . ‘Onaaat ben mutfaktayken Nefes’e bakar mısın hayatııımm?’ gibi.

part-time-baba-olmak

Tabi burda babaların hakkını yemek küçümsemek diil bahsettiğim, ama bizde beynin işlemcisinin bir kısmı hep bebeyle meşgulken, onlarda durum böyle diil 🙂 Sen bebeği ona teslim edince görevi başlıyor. Sonra işin bitince paketi hasarsızca(inşallah) teslim alıyorsun. Ama arada bebe hep kafanda bi yerde.. Sonra göreve kaldığın yerden devam… İşte ondan yemeğin altını yakıyoruz bazen, ütü ondan fişte unutuluyo kimi zaman, ve o anahtar o sebeple kapının üstünde kalıyor 🙂 ( Bakınız yazarın ikinci züğürt tesellisi )

Örnek vaka incelemesi:

Geçenlerde Nefes’i annemlerde bırakıp eve geldik. Bende enteresan bir çocuk neşesi. Yataga yattım uyuyamıyorum ama mutluluktan ! hani sanırsın yarın 23 Nisan, benim de yaş 8 bilemedin 10! Koca bendeki bu anlamsız neşeyi anlamış olacak soruyor .

-Noldu Nefes yok diye pek bi mutlusun sanki???

-Yok caanım, şimdiden özledim minnoşumu da…

-…???

-Yani yan odada kulağım olmadan uyuyacak olmak, böle ne biliim heyecan verici.

-Nasıl yani??? Yatınca böle uyumuyo musun ki her gece? ( Kendisi ‘fosur fosur’ diye tabir edilen uyku çeşidiyle her gece uyuduğundan beni anlamakta zorlanıyor)

-Yooo, içerden gelecek ‘hık, mık, agu, nnnn, hıııııı, hmmm haammm hmmm gibi her türlü mırıltıya uyanıp, gerisi gelecek mi endişesiyle uykuya geri dönebilmek veya hiç ses gelmediyse bu sefer 5 saat sonra onun için uyanıp gidip nefes alıyor mu diye kontrol etmek filan yok bu gece 🙂 Hani yıllık izinde sen iş düşünmeden uyumak ne güüzeeel demiştin ya bir keresinde.

-ooofff harbi yaa ne güzeldi!…… oha öyle mi hissediyosun cidden???

-Evettt, hadi ben uyudum görcek rüyalarrım varr daha 😉 ( rüyadan kastımız yarın yapılacakların planı aslında 🙂

Ve anne dediğin  bir yıldır özlediği o uykuya part time çalışanımızın göğsünde huzurla dalar…

Düzeltme:  Böyle yazınca sanki kocamın hakkını yedim gibi geldi. Doğum sonrası kilolarına hak yemekten alacağım kiloları da eklemek istemediğimden hemen söylemeliyim ki; yardım çığlığımla o fosur fosur uykusundan anında uyanıp, biberonu istenilen sıcaklığa  getirerek sütü hazırlamada dünya rekorunu elinde tutar bence kocaların içinde!! Eli öpülesi, ayakları yıkanası canım kocam! ( oh gitti 250 gr yağ basenlerden 🙂

Sezeryana giriş 1.0.

Sezeryana giriş zor iş… Hem ameliyat, hem bir mutluluk. Bir sürü kavram kargaşası… Ama başlayan işi de bitirmek gerek tabi 🙂 karnın olmuş davul gibi, girmeyip napcan?

Bendeniz 40 hafta normal doğuma hazırlanan, pilatesler, nefes egzersizleri, normal doğuma hazırlık kursları gibi bir sürü teferruatı bünyeye almış, doğuma hazır bir gebeydim. Yani hazırlık sürecinde size normal doğuma hazırlığı anlatıp, patdadanak sezeryana giriş yazısıyla karşınıza çıkıveriyorum…

Dediğim gibi 40 haftayı doldurmaya iki gün kala, NST lerde hala ikiseksen uzanıp sıcak göbeğimin keyfini çıkaran #nefeshanim, bu esnada homidi pufidi göbek bağından nargile gibi çeke çeke 4 kiloya yaklaşmış! Sevgili Doktorum Ali Kumru ” alalım artık çok oturdu içerde ” gibisinden konuşunca tabiki tereddüt dahi edemezdim. Ama yine de bi yokladım kendisini, ne de olsa ailede bir sürü 5er kiloluk cocuk doğurmuş teyzeler vardı. Benim neyim eksikti ki? Onlar turp gibi bebeler, aslan parçaları doğurduğuna göre pek tabiki ben de yapabilirdim!! Ama işte o iş öyle diilmiş. Heleki ilk doğumda böyle bir tosunu doğururken iç organlarada zarar verilebldiği gibi, ileriki yaşlarda çıkabilecek idrar tutamama vs gibi anlayamadığımız bir sürü şikayet bu şahane doğum hikayelerinden olabiliyormuş… Neyseki ölçtük biçtik bizim #nefeshanim hiçbir ultrason fotosunda 4 kilodan düşük poz vermedi… Bizde tıpış tıpış ertesi güne ameliyathanede yer ararken bulduk kendimizi.

Eee ama bi dakka, fotograf çekimi var, saç makyaj? Hemen kuaförü aramalıyım diye düşünmeye başladım. Kocam ve sevgili ailem  ayy yarın gelioo bizim minnoşşş nidalarıyla çoşarken, ben kuaför bugun erken kapatırsa naaparım derdindeydim. Eee herkesin derdi ayrı… Ve gündüz ameliyathane dolu olduğu için gece vardiyasının son sezeryanı olmanın heyecanı da ayrı bir tatlı oldu 🙂 7 de girmeli 7:30 da ameliyathaneyi boşaltmalıymışız 🙂 Oldu canım! Olmadı biz bi önceki durakta ineriz! Ahh ahh o kadar  özel hastanede doğum yap ama koca göbeğinle 7 ile 7 bucuk arasına sıkışmaya çalış…

hamile-gebe

Neyse sabahın  5 i ve biz odamızdayız, kuaför tam zamanında fönü ve manikuru yetiştirmiş.

sezeryan

Kurbanlık koyunumuz kesilmeye hazır ama ailemiz hep goy goy peşinde 🙂 Çıkarr onu ordaan diyorlar…

sezeryan-toplu

Arkası tamamen açık ( püfür püfür )  ameliyathane kıyafetiyle maaile neden bu pozu vermeye çalıştığımızı hala düşünürüm :))))

kurbanlik-koyun

Evet kurbanlık koyunumuzun alnınıda okşadıkkk, sevdiiik… hazırız..

 

ameliyat-oncesi-eglence
Herkesler çok mu eğleniyor acaba???

 

 

Rujlar sürülüyor, anneden son tiyolar alınıyor, naasıl çıkaaacak bu çocuk?? Nefes egzersizi böylemiydiii… püff püffff

9 ay boyunca bana diil artık koca göbeğime sarılıp uyumaya alışan kocam, fotolarda da bu geleneği bozmuyor 🙂

Bu arada eşinizi doğuma almak konusunda da yeri gelmişken birşeyler söyleyelim;

Siz ameliyathaneye girip, epidurali belinize yerken, koca dışarda bu şen şakrak pozları veriyor… Ben sanıyorumki eşin doğuma girmesi demek, bööle elele girip elele çıkmak gibi bişiy… Malesef epidural sonrası hafiften uyusuk bi andayken tam neşter doktorun eline geçiyo bismillahh kesecek, içeri ”taze baba” tesrif ediyor… Hiçbi yere geç kalmayan aşk bu en önemli randevuya dışarda vur patlasın çal oynasın, sana mı benzer bana mı? yoksa halasına mı? diye eğlenen zibidiler yüzünden mi geç kalıyor yoksa?

Neyse kan göremeyenler için bu sahneleri biraz küçülttük ama son fotoda  fışkıran pembe seyler vişne suyu diil söliyim! Bu arada epidural yan etkilerinden biri titremek ve üşümekmiş. Ben bildiğin perdenin arkasında horon teperken, biricik doktorum her zamanki sakinliği ve beyefendiliğiyle beni sakinleştiriyor. Eşim tabiki goy goya devam 🙂

 

onat-bebek
Kocadan komiklikler şakalar… Doğuma girmeyi düşünen baylar siz sadece bu kadar bişiy görüyosunuz korkmayın 🙂

 

 

sezeryan-doktor-bebek
O diilde o kordonla 9 ay beni de besleseler bende 4 kilo olurmuşum :)))

Derken 7 de girdiğimiz ameliyathanede 7:17 de bir viyaklama ile #nefeshanim aramıza hoş gelmiş oluyor. Tombik yanakları ve minnak burnu ile hayatımıza bir #nefes geliyor!!…

 

Mirhiba cınım :)

5e0a1145

25 Kasım 2015 İki kişiye birden aşık olunur mu sorusuna evet yanıtını verdiğim gün

9 ay 9 gün boyunca normal doğuma hazırlanıp, pilatesler, nefes egzersizleri, seminerler, eğitimler derken son gün doktorumuzun  ”karınınızdaki arkadaş fazla büyümüş, ayıptır sölemesi 4 kg yu geçmiş! bundan sonrası normal doğumu zorlar” demesiyle son dakika sezeryanına dönen minik(!) bebemiz ”Nefes” hayatımıza hoş geldi!… 🙂

Doktor bey alcam demese, NST cihazlarında da anlaşılacağı üzre gelmeye hiiç niyeti yoktu. ”Kızlar erken gelir, erkekler 40 haftadan sonraya kalır” lafının tamamen çürümesine sebep olan Nefes hanım 07:17 de dünyaya gelirken doğuma giren babasının ilk sözleri;  ”AAA hayatım sen bunu normal doğumla çıkaramazmışsın zaten” olarak kayıtlara geçmiştir… 3 kg 950 grlık nefes hanım sezon indirimi gibi küsüratlarla ”4 kg doğdun senn!” lafından kaçmayı hedeflemiş, lakin bizim gözümüzde 4 kg luk bir tosun olarak tarihe adını yazdırmıştır… Anne dedigin BLW ye yatkın bir bebe olacağını bu tosunluğundan anlamalıydı.

( videoda bugune ait tüm detaylar yer almaktadır. 07:17 saniyesinde tosunumuzun ilk görüntüleri gözükürken, isteyenler arka fonda  benim bagırsaklarımı da görebilir.. :))