Öksürük reçeteleri

Kışın gelmesi ile birlikte hastalıklar başladıııı… Hele ki kreş sezonunu açan veliler için hazır paket olarak gelen bin bir türlü bela var. Sen çocuğu üşütmiycem diye şallara, örtülere sar, sonra çocuk kreşten bi gelsin burnunun ucunda sümük! Eeee hep dizinin dibinde olmayacak, hep koruyamayacaksın. Bazen de olan olacak, sonrasında hızlı aksiyon alan kazanacak. Nasıl mı? Şöyle efenim; çocuğunuz kreşten bir Hülya Koçyiğit öksürüğü ile geldi diyelim. ( kısa kısa, gereksiz, sanki boğazına bir şey kaçmış da filan gibi…) 1. öksürdü hemen panikle ıhlamur kaynatmaya koş demiyoruz tabi.. bekle. 2. öksürük de geldi. hımmm düşünmeye başla hemen… 3. öksürükte ise mutfağa koş bakalım aşağıdaki malzemeler var mı?

Öksürüğü çok abartmamak lazım, ama bakınız önemsemeyin demiyorum, abartmayınız 🙂 Etrafımda sayısızca örnek oldu bu kış. Bir şekilde geçmeyen hafif öksürük, veya sonrasında hafif burun akıntısı ( sürekli ıslak ve nemli bir burun) uzunca bir süre geçmezse, gece yattığında genze doğru yolculuğa çıkıp, oralarda dolaşıp, sonrasında orta kulak iltihabı olarak size faiziyle geri dönebiliyor! Öksürür öksürmez öksürük şurubunu dayamayalım da biraz üzerine düşelim.

1- Ballı , zencefilli elmalı çay: Tarifinin % 80 ini yazmış oldum zaten 🙂  Elmayı 4’e bölüyoruz, kabuğu, çekirdeği, sapı dahil olmak üzere tencerenin içinde atıyoruz. Limon için de aynısını yapıp, iki dal kabuk tarçını ilave ediyoruz. Zencefil ve su ekleyerek kısık ateşte kaynamaya bırakıyoruz. Ben şahsen zencefilin baskın tadına alışamamış birisi olarak, eklemedim yinede tarif işe yaradı 🙂 Süzdükten sonra bal ilavesi yaparak miniğinize içirebilirsiniz. Ben limonunu fazla koymuşum ki bal ilave etsem de ekşimsi bir tadı oldu ama Nefes hanım ekşi şeylere bayıldığı için severek içti. Sizde miniğinizin damak tadına göre hangisini daha çok  seviyorsa miktarını biraz arttırarak hile yapabilirsiniz !

2- Kara turp + bal karışımı : 1 adet kara turp alınarak üst kısmı kapak gibi kesilir, içi kabak oyucağı ile oyulur,  oyulmuş kısmın içine bal eklenir, kapak kısmı kapatılır. yaklaşık 6 saat içinde turbun özsuyu bal ile yer değiştiriyor. Hafif tatlımsı, ama baldan daha sulu, turp aromalı bir sıvı kalıyor. Bunu direkt bebeğinize içirmek zor olabilir. Ben sütünün içine katarak, suyunun içine karıştırarak çeşitli anne hileleri ile içirdim !

3- Öğlen ve akşam sütlerini ısıtırken içine 1 tatlı kaşığı kekik koydum. Kekiğin eski zamanlardan beri şifalı etkileri bilinir. Süte hafif bir kekik aroması geçiyor. Nefes hanım önce bir tadına baktı, eyvah içmeyecek mi? derken hepsini lıkır lıkır içti…

Her gün bu üç reçeteyi de uyguladım. 3. gün şak! diye kesildi öksürük!!

Hepsi de mutfakta, olmadı komşuda bulunabilecek malzemeler bence ( kara turp  için belki markete gitmek gerekebilir 🙂 Ama bu kış bizim  sebzelikte her daim elma, turp ve limon bulunduracağımız kesin !! Tüm miniklere geçmiş olsunnn…

Tabiki bunların dışında milyonlarca reçete bulabilirsiniz google’a #öksürük yazdığınızda! Ama anne dediğin işe yaramazsa ne yapsın ki o milyon tane reçeteyi dimi ama? Ben nefes hanım için uyguladığım ve faydasını gördüklerimi sizinle paylaştım. Umarım beğenirsiniz. Beğendiyseniz lütfen beğen butonuna tıklamayı ve arkadaşlarınızla paylaşmayı da unutmayın. Bilgi paylaştıkça çoğalır.. Anne dediğin paylaşır 🙂

Reklamlar

Nereye yapcaz bu çişi?

Çocuğu olmayan kişiler; kendinizi yanlışlıkla bu yazıyı okurken bulduysanız hemen uyarayım bolca miktarda ”çiş” ve ”kaka” içeren bir yazı. Sonra üüfff ne biçim konular konuşuyo bu kadın deyip çocuk yapmaktan soğursanız suçlusu ben olmam, ona göre 🙂

Kabullenme 1) Zor bir iş!

İşin zor tarafı var olan bir alışkanlığı durup dururken değiştiriyor olmak. Doğduğundan beri çişini ve kakasını bez denen teknoloji harikasına bırakan ve buna rağmen ne ıslaklık ne rahatsızlık hissetmeyen bebeğinize, diyorsunuz ki bak canım bundan sonra o beze yapma gel bu lazımlığa yap, efenim tuvalet kağıdı kullan, haydi sifonu çek, ellerini yıka vs vs… Zaten beze yapma kısmında ‘niye??” diye sorsa diğerlerine geçemeden sınıfta kalırız. O sebeple konuşmayı tam olarak çözmeden bu işi bitirmeli bence !! Doğal olarak önce ona bu işin bir faydası olduğunu hissettirmeliyiz. ( ona bi faydası yok aslında sana var, ama hadi bunu çevir  nası çevircen 🙂 Tuvalet eğitimine 2 yaş gibi başlanıyor genelde. Bu yaşlardaki çocuklarda da bak ulan nasıl da yürüdüm ( alkııış), baakınnn nasılda elimde tuttum bu kaşıığıı ( allkışşş) ahanda bu yaptığımıda beğenin ( alkışşş) gibi beğenilme ve takdir edilme duygusu mevcut. Bendeniz bu duygunun varlığıyla birlikte eğitime hemen bunu monte etmeyi uygun buldum.

Eğitim sırasında lazımlığa denk gelen çiş veya kaka olduğunda bir alkış, kıyameet, bir gol sevinci oluşturmanız şart! Hiç utanmayın çekinmeyin. Hatta öyle bir bağırın ki korkudan feleği şaşsın 🙂 şaka bi yana Nefes hanım denk getirdiği anlarda alkışlanıp, sevinç çığlıkları atınca epey sevindi, mutlu oldu… Oh dedik harika gidiyoruz!!

Kabullenme 2) Nahoş bir iş!

İşin nahoşluğu ise uğraştığınız şeyin pis bişiy olması ve uğraştığınız kişinin bundan bi haber olması. Evet hijyen önemli. Eğitimi verirken hele ki evde tek başınıza iseniz bu gerçek bir ciddiyet gerektiriyor. Çünkü az önce çişini yaptığı yere  az sonra elindeki kurabiye düşecek ve o kurabiye ağıza giderse ( güzelce temizlememişseniz) sıkıntılı konular sizi bekleyecek ( ööğkk) Dolayısıyla yer bezleri hazır bulundurulmalı. Popo silinen ıslak mendiller evin mümkünse her odasına, bir koşuda alınabilecek uzaklığa yerleştirilmeli. Ben yer bezlerinin yanına anında hijyen sağlayabilen hazır yer silme mendillerinde de kullandım. Ve olay anında ilgili kişiye(!) bir an bile arkanızı dönmemeniz gerektiği de bir gerçek. Bir başak burcu olarak bazen abartıyor muyum diye düşünsemde konu çiş ve kaka olunca barındırdıkları bakteriler gereği rahat olunmaması gereken konulardan biri diye düşünüyorum

Bu iki kabullenme ile yola çıkmak ve cebinize bolca sabır depolamak gerekiyor 🙂 Amaan canım çiş, kaka eğitimi işte derseniz ilk günden patlama ihtimaliniz çok yüksek !

Eğitimde hep söylenen ama bana uymayan konu ”Hoşçakal Kaka”

  • ”Kakaya bay bay deme” konusu hep konuşulur ama bana bir türlü gerçekçi gelmedi. Çünkü el sallayıp bay bay dedikten sonra o kişi yada şey hayatımızdan çıkmıyor. Mesela babaya da bay bay diyoruz ama akşam geri geliyor 🙂 İlk kakada bay bay dedirttim ama bay baydan sonra eliyle kokulu opucuk atarak , büyük bir çoşkuyla ugurladığını farkedince bu işten ben şahsen vazgeçtim :))))) lakin akşam olunca nerde benim kakam niye geri gelmedi diyebilmesinden korktum … yani kakaya niye kanka muamelesi yapıp el sallıyoruz kuzum? Sadece kaka gitti deyip kestirip atarak uğurladık kendisini, yeniden geleceğini bile bile 🙂

Birde bu işi çok uzatmamak en önemlisi, lakin çocuk hazır, sen de hazırsan genel deneyimler bu işin bir iki günde bittiği yönünde , ama gel gelelim günlerdir çiş ve kaka temizliyorsan, ilk gün lazımlığa yapan çocuk ikinci gün yapmak istemiyorsa bilki bir seyleri ya sen yanlış yapıyorsun yada o yanlış anlıyor. İkisi de mümkün 🙂 çok zorlama!

Peki Nefes hanım ve ben ne yaptık?

  1. gün çiş dedi gitti yaptı! kaka dedi gitti yaptı . Bir kaç ufak kaza dışında hersey harika ve on numaraydı. oo dedim yarın tamam bu iş…
  2. gün biraz isteksizlikle bir kaç kez başarılı sonuçlar aldık.
  3. gün lazımlığa sıfır kez , evin her yerine sayısız  çişleme şeklinde bir tablo ortaya cıktı.  Hatta lazımlığa otururken ayağa kalkıp, kakasını ayakta yaptı 😦  ve sonra yine oturdu. Benimle dalga geçer gibi!!

Sonuç olarak 19 aylıkken denediğim tuvalet mevzuunu 21 aylık olduğunda tekrarlamak üzere erteledim. Bu yazıyı yazmak içinse bir iki hafta bekledim. Bu bir iki haftada neyi yanlış yapmış olabilirim diye düşündüm, bolca okudum ve su sonuçlara vardım;

  • İlk günün başarısının heyecanı ile fazlaca çiş var mı kaka var mı diye sormuş olabilirim!! Bu onu sıkmış olabilir. Uzmanlar çok soru sormanın da problem yaratabileceğini söylüyorlar
  • 1,5 yaşından sonra deneme yapabilirsiniz demişlerdi, bende şansımı denedim. Erken diyebilirsiniz ama sinyal denen belirtilerin hepsini gösteriyordu . ( bezin 3 saat kuru kalması, çişini söylemesi vs vs )
  • Çişini yaptığını farkediyor ama bu söylerken bi yandan da yapıyordu. Sanırım senkronizasyon konusunda hazır olmayabilir. Zamanında yapamayınca da morali bozulmuş olabilir diye düşündüm.
  • Dönemin yaz olması itibariyle de gaza geldiğimi itiraf etmeliyim. Çünkü 2 yaşını doldurduğunda aylardan aralık olmuş olacak (!) Bir sonraki yaza kadar beklemek yerine şansımı denemek istedim.
  • Başak burcu titizliğimle de onu biraz ürküttüm mü acaba diye düşünmüyor değilim. Çiş yaptığında bağırmamak gerekiyor diye yüzbinlerce yazıda okusamda, durup dururken koltuğa doğru işeyen bir çocuğunuz varsa refleks olarak ”ayyyyy naapptınnnn” diyiveriyorsunuz :))) Ben ne kadar bağırmak istemesemde o bunu yanlış anlayıp korkmuş olabilir
  • Bir sonraki deneme için bu arada onu hiç zorlamayacağım lazımlık konusunda, ama denk geldikçe çişler kakalar buraya gidecek taam mı evladım gibi cici konuşmalarda yapacağım. Lakin herşeyin bir hazırlık evresi olmalı bence . 1. deneme öncesi bu konuyla ilgili kendisine bir bildirimde bulunmamıştım. Şok olmuş olabilir.:)

İşte bu işin #annededigin kişinin sabrını taşırması hem zorluğu hemde nahoşluğundan kaynaklı!! Bir de ufak tefek hatalarımızla olay hemencecik düğüm olabiliyor. Sıkıntıları büyütmemek adına ben 3 gün denenip tablo iyiye değilde kötüye gidiyorsa zorlamama taraftarıyım. İnstagramdan bu üç günlük macerayı paylaştığımda bir kaç uzmandan mesaj veya yorum aldım. Hepside sinyalleri aldıysam deneme yapmamın uygun olduğunu, erteleme konusundaki kararımında çok mantıklı ve doğru olduğunu söylediler. Bu yorumlar hem beni cesaretlendirdi hemde bu yazıyı yazmama vesile oldu diyebilirim.

Çünkü tuvalet eğitimi deyince hiç başarısız hikaye yok internette 🙂 Herkes pat diye bir gecede bırakıyor bezi. Kimi 4 yaşında kimi 3 yaşında ve sanki o yaşa kadar hiiiç denememiş ve hiiiç umursamamışça :))))) Lütfen paylaşalım. Denemelerimiz, özellikle başarısız olan deneyimlerimiz bu işe yeni başlayacaklar için süreci çok daha kısaltabilir. Ne dersiniz? Yorumlara sadece başarısız denemeleri yazalım lütfen :)))

Diş çıkartıyorum afedersin

Diş çıkartmaya başlangıç ile ilgili ilk yazımdan beri epey zaman geçmiş, Nefes hanımın ağzındaki dişler hepimizi yemeye yetecek sayıya gelmişken, 2. bir diş yazısı yazabilirim sanırım. Bence diş çıkartma dönemi herkesin hakkında en çok konuştuğu ve bundan dolayı olsa gerek en çok hurafenin olduğu konu.

  • Fayda-zarar karşılaştırması

Genelde karar verirken hep  fayda /zarar analizi yaparım, mühendislik huyum kurusun analizi severim. Diş için uygulayacağınız herşeyde bunu düşünün derim

Mesela diş jeli?

Kimine göre ilaç endüstrisinin şeysi, kimine göre etkisiz bişiy… Yadsınamaz bir gerçek var ki o da o jelin içindeki herneyse bile sürünce bebeğin ağlaması geçeceğine olan anne inancını yükseltmesi, moral – motivasyon vermesi diyebiliriz! Yıllarca ilaç üretimi, argesi satışı ve pazarlamasında bulunmuş birisi olarak diyebilirim ki evet içinde diş bölgesini hafiften rahatlatacak bir etken madde tabiki var. Ama ”çocoğomo olaç vormooycomm” diye direnip sabaha kadar o illet diş ağrısıyla ağlatmak bana göre değil baştan söyleyeyim. Peki onu sürünce bir anda gülücükler mi saçıyor. Tabiki hayır, ama gecenin ikisinde yes/no diye cevaplayamayacağınız sadece rahatlatmasına bile kurban olacağınız bişiy varsa o da diş jeli diyebilirim. En azından bir kere sürüp deneyebileceğiniz kadar masum birşey. Ve evet ben diş konusunda oldukça şanslıydım, ama gecenin köründe anlamsız ağlamalar olduğunda dişetinde kabarıklık gibi gördiğimiz yere sürdük ve  etkisi olduğuna inandık.

  • Doğal yöntemler

Bu yöntemlerin hiç zararı yokki, ilaç sürmekten daha iyidir diye düşünmeyin. Yeşil çayı bile fazla içersen zararı oluyor. Dolayısıyle çocuğa diş jeli sürmeyim, ilaçtır diyip bilmemne otunu bahçeden koparıp dişinin üstüne koymak çok daha tehlikelidir!!

Taze yeşil soğan

İşte benim en sevdiğim yöntem, doğal olarak yediğinde ağzın içini hafifçe uyuşturması eline veridğimiz ilk günden beri Nefes hanım için bir eğlence unsuru idi. Aşağıdaki fotoya tıklayarak 10 aylık Nefes’in soğanı nasıl yediğini görebilirsiniz.

Nefes hanım’ın yeşil soğan aşkı…

Donmuş anne sütü emziği

Bu fikir ilk gördüğümde çok orjinal gelse de pratikte biraz garip oluyor. Bir yandan eriyor, yapış yapış olma durumu var, bir yandan çocuk ne bu filan diye anlam veremiyor, soğuk vs sevmiyorsa zaten hiç şansınız yok, bizimki buz yediği için hoşuna gitmişti. Belki sadece ön dişler için kullanılırsa faydalı olabilir. Biz çocuğun dikkatini dağıtıp şaşırtarak ağlamasını susturma amaçlı kullanmıştık 🙂  deneme videosunun linki aşağıda…

Anne sütü emziği 🙂

Diş çıkartma ile ilgili ilk yazımı kaçıranlar aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirler.

Diş çıkartmaya hazır mısınız?

3. yazımda değineceğim konuları aşağıda belirtiyorum, eklemek istediğiniz bir konu varsa yorum kısmına belirtiniz.

  • diş hekimi kontrolu
  • ilk dişi görenin hediye alması mecburi midir?  🙂
  • diş buğdayı hadisesi

Bu arada bizdeki diş durumu; Sadece son azılar kaldııı son azılaaar… Delikanlıysalar teker teker gelmeleri dileklerimle…

 

Annenin işi hep bunlar dimi!! Çünkü baba soğan cücüğü!!!

Geçenlerde Nefes hanım ile birlikte annedediğin ve baba kişisi ile şehirlerarası araba yolculuğu yaptık. Ulaşım ve araba içindeki konforumuzdan baba sorumlu. ( klima, müziğin sesi vs vs ) Ben daha çok kişiye özel (Nefes hanım) hizmetler görevlisi… Bu güzel görev paylaşımı ile yola çıkmışken gündüz gözüyle Nefes hanım’ın yolun 3 saatinde uyuması gerçekten benim görevimi hafifletip, arka koltukta bütün araç içi hizmetleri kendi lehime kullanmama müsaade etmişti. (Normalde 13 aylıkken tek uykuya geçti ve gündüz o tek uykuyu da maksimum 2 saat uyuduğunda göbek atıyoruz) O şarkı senin bu şarkı benim şöföre istek parça taleplerimi iletirken, bir sıcak oldu bir soğuk oldu diye klima ayarlaması triplerimle kendimi kızını Dominikte bırakıp Miami’ye gezmeye giden Şeyma Subaşı sanıyordum adeta… (annenin lüksü bu işte) Gel gelelim mola sebebiyle bebeğimizi uyandırıp bir alt değiştirme seansı yapmak gerekiyordu. Anne dediğin görev başına!

Tabiki önce tuvalet ve bebek alt değiştirme istasyonlarının tespiti için yalnız başıma keşfe çıktım. O da ne? Bebek alt değiştirmesi için ayrı bir bölüm yok! Nerde tabiki, bayanlar tuvaletinin içinde. Ee nasıl yani ya eşim yalnız başına kızımla seyahat ediyor olsaydı vs diye düşünerek odayı bulmak üzere tuvaletlerin olduğu bölüme girdim. Bebeğin altını değiştireceğiniz bölüm bütün tuvaletlerin hepsini geçip, tuvaletin en dip köşe noktasına kadar gitmenizi gerektiriyor. ( Kucağınızdaki bebeğin kaç kilo olduğu kimin umrundaki? Yada bebek arabasıyla o tuvaletlerin önünden ( bekleyen insanlar varken ) nasıl geçeceğinizi de kimse umursamamış! Anne dediğin herseye çözüm bulur nasılsa ulvi bir kişiliktir! Yaklaşık 15-20 tuvalet önünden geçip en sondaki bebek odasına gelmek üzereydim ki, yarı açık kapıdan bir paravan ile iç kısmın ikiye bölünmüş olduğunu farkettim, paravanın arka tarafında ne mi var? paspas ve kovalar!! Yok artık daha fazla dayanamayacağım diyerek tam gaz arabamıza doğru ilerledim. Arka koltuğun hem konforu hem hijyeni burdan çok çok daha iyiydi. Bu arada bu mola yeri gayet bilinen, istanbul- İzmir arasında tostu ve ayranıyla meşhur bir yerimizin yine yoğurt ve sütleriyle meşhur bir markasının mola yeri!!!

Kıyaslamak gibi olmasın demeyeceğim ve düpedüz kıyaslayacağım. Daha geçen hafta İtalya’nın güney sahillerine bir seyahatimiz oldu. Napoli’ye iner inmez bavullar gelene kadar tuvalete gideyim dedim. Bayanlar tuvaleti önünde 20 kişilik bir teyze grubu var. Felaket! Neyseki güney İtalyanlar dünyanın en sıcak ve konuşkan insanları olduğundan erkekler tuvaleti önündeki görevli bana doğru konuşup, burayı kullanabilirsiniz dedi. E durum acil olunca pek öyle erkek -bayan tuvaleti diye ayırmam. Tamam dedim hemen. En sağ taraftaki tuvaleti kullanabileceğimi gösterdi. Kapıda bebek arabası işareti vardı. Tabi ben şok! Nasıl yani burası erkekler tuvaleti değil mi? Ne işi var bebeğin burda ? ( Bir anne olmama rağmen sevineceğime, böylesine şaşırmak!) Girdim tam sebebi ziyaretimi gerçekleştirecekken, gözüme duvara sabitlenmiş olan bir oturak takıldı. Başladım incelemeye… tabi fotografını da çekmeyi ihmal etmedim. 🙂

baba kız

Otobuslerdeki gibi oturağı indir, otur mantığıyla yapılmış, bir de kemeri varki çocuğunuzu oturttuktan sonra eğilmeye çalışırsa düşmesin. (Malum siz o sırada başka şeylerle uğraşıyor olabilirsiniz). Çünkü oturak çocuğunuzun ayaklarının yere değmeyeceği yükseklikte yapılmış. İşte ben böyle hayran hayran bu aparata bakakaldım. İşlevinin güzelliğine mi şaşırayım, yoksa biz de yalnız erkeksen çocuğunun altını bile değiştiremezsinden, birlikte tuvalete girmeyi bile düşünen mantığa geçtiğimize mi şaşırayım. Bilemedim. 😦

İşte bizde olmayıp Avrupalılarda olan ne biliyor musunuz? Görgü, saygı, okumuşluk zart zurt diil. DÜŞÜNCE! Çünkü sadece düşünmekle bile anne dediğin kişinin neye ihtiyacı olduğunu kestirebilmek çok kolay!! Saygıyı  filan geçtim ben ya!! Azıcık düşünen insan olsun yeter bana! Milletimin her türlü şeye çok kıvrak zekalı çözümleri oluyor da bunu neden akıl edemiyoruz? Lafım tüm sosyetik gözüküp bebek odalarında popomuzu bile döndüremediğimiz küçüklükte dizayn eden avmlerin yetkililerine!!! Tuvaletleri bal dök yala mantığıyla temizleyip bebek odasındaki çöpün yarım saate ne hale gelebileceğini düşünemeyen mekan sahiplerine!!! Bari şundan yaptırın, koyun tuvaletlere filan. Bak sizin yerinize düşündüm ben.

Hem elin avrupalısını kıskanıyor, hasetleniyor hem de biz de niye yok bu düşünce diye uyuz ola ola bugünü de bitiriyorum. Bakalım yarın neler görecez!!

 

Uyku eğitimine ne zaman başlasam?

Instagramda her başarılı uyku seansı sonrası fotograf ekliyorum. ve ardı ardına mesajlar geliyor.

nasıl yaptınız?

ne zaman başladınız?

Aslında çok da yapılmayacak iş değil, kurallar gayet net ve basit, bir kaç kelime motivasyon verdiğim bir çok kişiden teşekkür mesajı almak beni hem çok mutlu etti hem de şaşırttı 🙂 Ne yapmıştım  ki ben??.. Bu konuda uzman değilim, sertifikam yok, sadece gaza getirme konusunda iyiyim sanırım. E ne mutlu bana 3 -5 anne/bebek  geceleri bu sayede güzel uyuyorsa!

Baştan söylemeliyim ki, inanılmaz bir bilgi kirliliği var internette… Herkes bişiy yazıyor, herkesin bir fikri var… Tabiki bu konuda ben ilk önceliği işin uzmanlarına verdim. hamileyken çok okuyup araştırma fırsatım oldu. Ve karar verdim ki bebek için uyku düzeni en önemlisi! Çünkü  uykusunu almayan bebek, yemek yemede de zorlanıyor, gazı oluyor, bunlar bebekte stres yapıyor ona çemkiriyo, buna ağlıyor.. Zaten lohusa olan dişi kişide sigortalar ( izmirliler için ‘asfalyalar’) atıyooor! Bunu anlayınca bir kaç kitap aldım ve uygulamaya çalıştım. Ama baştan söylemek lazım, her bebek kendine özel. Dolayısıyle kitaplar iyi güzel hoş, ama kendinizce ve bebeğinize göre bir iki ufak dokunuş yapmanız gerekebiliyor. Kitabi bilgiyle de en doğrusunu bulamıyabiliyor insan. Azıcık  da mantık lazım yani 🙂 Mühendis bir kişilik olarak belkide hayatımda en çok faydasını gördüğüm analitik düşünme becerim burada çok işe yaradı. O zaman tırı vırıyı geçelim olaya gelelim;

Bebek doğdu, haydi geçmiş olsun canım!

Önce ve en önce hatta 1. maddedende önce, doğan bebeğinle tanış ol…

Benden Nefes ile ilgili deneyimlerimi soran bir çok yeni doğum yapmış arkadaşım var. Hepsine nacizane deneyimlerimi anlatırken hatırlattığım bir şey var, Nefes hareketli bir bebek! Eğer seninki böyle değilse, soru sorman için doğru kişi değilim… Yani doğduğu andan itibaren uyuyan bebek var, doğar doğmaz yaygaracı olan bebek var, doğduğu andan itibaren bıraksan emekleyecekmiş gibi hareketlisi var.. Bizimkisi en sonuncu tipe giriyor 🙂 Uyku eğitimi denen şey bebeğinin tipine göre değişir. Bu biiiiiiiiir…

Adam 7/24 uyuyan bebek doğurmuş, facebook gruplarında ”bebeğim uyumuyoooor yardıığğm ediiiiğğn” diyen anneye diyor ki, ”ay canım az sabret 6 ay sonra herşey düzene giriyorrr!” Kızım delimisin manyak mısın napsın o gariban 6 AYY?? Kaldıki 6 ay boyunca düzensiz uyku bir süre sonra bebeğinde manyağa bağlaması ile diyaloglarda ciddi sıkıntı yaratabilir. Baba evden kaçabilir 🙂

Uyku eğitiminin detaylarını (benim uyguladığım yöntemi) Tracy’nin kitabından, internetten vs bulabilirsiniz. Ben onları yazarak yazıyı  baymak istemiyorum. Zaten kadıncağız haftalara aylara göre koca kitap yazmış, ben ”bebeği yatırıp kaldırın, ağlarsa sırtını pışpışlayın” diye özetlemek istemem. Ayıp olur. Amerikayla ilişkilerimiz bozulur vs vs.. Yazımı, mümkünse pozitif olmak ve elimden geldiğince bebesi uyumadığı için bu yöntemi denemek isteyen ve  bir umut internette olumlu bir şeyler arayan anneler için yazıyorum. Bu yazıda cevap bulabileceğiniz belli başlı sorular şunlar olacak;

  1. Eğitime ne zaman başlasam?
  2. Hangi yöntem?
  3. İmkansız mı?
  4. Ağlıyor mu?
  5. Şart mı?
  6. Değer mi?
  7. 1 kere bu eğitimi verince uykusuz gecelerden kurtulur muyuz?

Eğitime ne zaman başlasam?

Genelde 6 aydan sonra eğitimin karşılığını alırsınız deniliyor, 4 aydan önce başlanması önerilmiyor. ( Sizin için de, bebek içinde sabır isteyen bir sürec zaten, bebek bu kadar minnakken asabını bozmayalım diye herhalde )

Ben kundakta durmayan, yarım kundak yapsam o dışardaki iki eliyle beşiğin içini darmaduman eden Nefes hanım için uyku eğitimine başlamaya 9. ayda cesaret ettim.

Erken başlamanın avantajı şu; 4 aylıkken başlayınca hemen cevap alamasanız bile, 6. aya girdiğinizde cevabı hızlıca alabilirsiniz. Ama 6. ayda başladığınızda tabiki sonuç almak 7 aya kalacaktır. Ama o 1 aylık teselli için 4. aydan 6 aya iki ay uğraşmak benim matematik hesabıma uymadı :)) tercih sizin…

Hangi yöntem?

Tracy Hogg-yatır kaldır yöntemi

Neden bu yöntemi seçtiğimin çok özel bir sebebi yok, sadece şunu biliyorum ki, 2 gün deneyip ay yok bunu yapamiiyciim deyip, başka yönteme geçmek, onuda 2 gün deneyip sonra 3 gün kucakta sallamak asla ve asla yapmamamız gereken bir şey. Uyku eğitiminin belki de en önemli noktası yapacağınızdan emin olmak emin değilseniz henuz başlamamak veya uygun bir gaz kaynağı  bulup kendinizi gaza getirmek 🙂 ( kocanız olabilir  muhtemelen bu kaynak, eğer kocanız bu işe mantıklı bakmıyorsa zaten hiç başlamayın, sinir ve asap bozukluğu olabilir, kocanızın ev içindeki lakabı cicişten hödüğe terfi edebilir ) Kocanız burda muhtemelen en büyük destek ve güç olacaktır, olmalıdır. Önceden oturup konuşun, kendisini bilgilendirin. Sonra çocuk niye avaz avaz bağırıyo demesin 🙂 Hatta mümkünse uyku eğitimi sonrası bozulan moraliniz ve yorgunluğunuz için birazcıkda o sizi pışş pışşlasın, sevsin, öpsün filan 🙂

Bir de istikrar çok önemli, zırt pırt yöntem vs değiştirmeyin. Anne dediğin başladığı işi bitirir! dimi ama?

İmkansız mı?

Değil tabiki. Kitapta milyon tane örnek var! Önce kendinize inanın… Sonra şöyle bir bakın bebeğinize! Olsa olsa 60-65 cmlik bişiy! Bir şekilde bu uyku durumunu çözeceğinizi, sabır ve sakinliği bu eğitim boyunca korumanız gerektiğini söyleyin kendi kendinize… O sizi pek iplemesede siz kendinize güvenin!!

uyku eğitimi
Uyur mu ki bu tip??

Gerçekten ben şunu anladım ki, kendinize güvenin, aslında güzel bir şeyi bebeğinizin iyiliği için yaptığınızı bilin.. ve hazır olduğunuz zaman başlayın! Şimdi buraları hızlı hızlı okuyup, amaaaan tırı vırı yazmışsın demeyin. Yöntem gerçekten basit. Ama bu yöntemi uygulamaya başladığınızda, bu motivasyonun ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız hemen 🙂

Ağlıyor mu?

EVET. Ama ne kadar? hani şu odaya bırakıp çıkılan ve çocuğun avaaaz avazzz ağladığı eski yöntemler gibi değil, siz yanında hatta karşısında olduğunuz için biraz aslında ”alsana beni kucağına, alsana.. alsana hadi.. hadi be … al artık beni kucağına… al ulaaaan beni kucağınaaaaaaaa..” şeklinde bir yalvarma ağlaması 🙂 Ve süreler bende şöyle oldu;

  1. gün uyuma süresi toplam 45 dakika, katılarak ağlama süresi : 15 dak.
  2. 45 dak- 15 dak
  3. 35 dak – 5 dak
  4. 27 dak – 3 dak
  5. 9 dak – yok
  6. 6 dak – yok
  7. 2 dak – yok

İlk gündeki süreye bakarsanız, vazgeçenlerin yada ben bu eğitimi veremem diyenlerin %90’ı 1. günde pes ediyor.

uyku_eğitimi
emeklerken uyuyakalanlar…

Halbuki 5. günde katılarak ağlamalar kalmıyor, çünkü uyuyabildiğini anladığı için o kadar da kızmıyor size. Ama burda önemli bir nokta var. Bebeğinize biraz kimin güçlü olduğunu hissettirmeniz lazım. Yanlış anlaşılmasın kaba kuvvetten bahsetmiyoruz! Ama onu yataga yatırırken emin bir sekilde tutup yataga yatırmanız gerek. Yani arada bir ”ayy yavruuuum kıyamam sana” lar olursa velediniz anlıyor ” ooo tamam yufka yürek bizimkisi, ben bi bağırayımda bizimkilerin sıcacık geniş yataklarında sabahı ederiz” zihniyetine bürünüveriyor.

 

Şart mı?

Ben bir yerde şu sözü duydum ve çok hoşuma gitti.

Çocuğumumun hayatta kendi kendine başardığı ilk şeyi 9 aylıkken yapmış olması benim için çok gurur verici, onun için de muazzam bir his değil midir??

İşte tam da bu sebeple ben bu eğitimi verdim. Tabiki yan faydaları da  var, 11 kilo olmuş bebeği hala kucakta sallamıyor olmanın dayanılmaz hafifliği :)))

Veya yatağınızda sizinle yatması sizin için sıkıntı oluşturmuyor ise… Ben kesinlikle uyuyamıyorum. Nedenini bilmiyorum ama uyandırcakmışım gibi geldiğinden sanırım hiç uyuyamıyorum. He birde anne-babanın da bir özel hayatı var değil mi? Özel bir sebep olmadıkça çok gıcık oluyorum çocuğuyla uyuyup kocayı salona gönderenlere…

Değer mi?

Tabiki bende bir dönem kucakta salladım, bazı günler yatagıma aldım… Ama işin özü eğitim bitince ”sanki daha erken başlasaydım da olurmuyduki? ” heyecanı 🙂 Zaten kucakta sallamanın bel fıtığı habercisi olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Lütfen bebeğim uyusunda ben yürüyemiyim, öliym ben, saçım süpürge olsunnnnn duygusallığına girmeyelim, bu tiplere de gıcığım.. En paspal şekilde çocuk bakana bir madalya verildiğini görmedik. Hem çocuğa hemn kendinize bakın olur mu canım ? Ben çocuğumla uzuuuuuun yıllar birlikte olmak için sağlığımı korumak zorunda olduğumu düşünüyorum. Daha Nefes hanımın cocuğuna filan bakcamm :)) ( bakcam derken Nefes’e uyku eğitimini öğretcem, sonra ben topukkkk 🙂

Bi ayakta sallamayı deneyimleyemedim, çünkü Nefes hanım oyun sanıyor, bi sağa bi sola savrulurken gram ölçeğinde olan uykusu iyice kaçıyordu 🙂

Sorunun cevabı; kesinlikle değer…

1 kere eğitim verince uykusuz gecelerden kurtulur muyuz?

Öyle bir dünya yok malesef. Diş çıkarma geceleri eğitim sırasında olursa bir kaç basamak geri dönebilirsiniz. Süreler azalıp dururken artarsa bile pes etmek yook!..

Bizde durum ne mi oldu? Tam eğitim bitti, bizimki yattığı gibi uyurken, biz onu anneanneye bırakıp 1 hafta tatile gittik ( geç kalmış lohusalık hakkımı kullanmasamıydım? 🙂

Sonuç: Eğitimli çocuğu gerek kendi yatagında, gerekse kucakta pış pışlayarak uyutan anneannemiz sayesinde Nefes hanım en başa döndü :)) İşin şakası, tabiki başka sebeplerde var.. Onları da 1 yaş sonrası uyku eğitimi yazımda sizinle paylaşacağım. Bir yöntem daha denendi ve başarılı olundu… instagramdan detayları takipte kalınız.Özellikle story kısmından uyku eğitimi paylaşımlarını kaçırmayınızzz 🙂

#annededigin instagram sayfası;

https://www.instagram.com/annededigin/

Bebek geliyoor, hazır mısın?

Tebrikler hamilesiniz! lafını duyar duymaz hazırlıklar başlar! Odası, beşiği, kıyafetleri ve onun için lazım hersey! Derken sıra halihazırda oturduğunuz evinize gelir? eee haydi toplansın ortalık… HAYIR! Toplanmayacak o ortalık… Bebek kişisi yeni bir ortama geliyor. Bunu bilmeli ve anlamalı. Yoksa bi bakmışşsın çocuk ilkokula giderken salonun ortasında ev ödevini yapıyor. Sonra dersin ki ”ay napalımm sevmiyor odasında oturmayııı” sevmez tabi!… 🙂 ” ay nolcakk, feda olsun herseyim ona, dağıtsın evimi amaaan” vs gibi laflarla kendimizi memnun ediyoruz aslinda. Tabi ki cocuklarimiza canimiz feda, fakat onlara haklarini ozgurluklerini baskalarini kisitlamadan yasamalari gerektigini de anlatacak ogretecek olan bizleriz! Tabiki ara sira evimiz dagilacak, ama sonra birlikte toplayarak ogretecegiz.

Hooşgeldin bebek!

Bebek dünyaya gelmek üzere hazırlanırken içinde bulunduğu ortam karanlık, sıkışık, ıslak  ve sessiz bi yer… Sen aynı ortamı sağlamaya hiç çalışma bence, hiç hoş olmaz  🙂 Merak etme o da çıktığı an içinde bulunduğu yeri ne olursa olsun muhtemelen çok sevecek. Çünkü hiç bir hazırlık olmasa  bile sen varsın orda 😉

Peki ne yapacağız? Yeni dünyasını ona bolca anlatıp öğreteceğiz. Ona zarar verecek seyler haricinde hiçbirşeyi kaldırmayacaksın ortadan. Belki düşürecek, bir gürültü kopacak. İki.. üç… anlatacaksın.. Sabırla. Tabiki anneannenden kalma antika vazoyu ortada bırak demiyorum. Hem ona hem sana zarar. Ama örtüler, mumluklar, süsler ilk başta ilgisini çekiyor, alıp kurcalamak istiyor. Ama inceleyip ellemesine izin verirsen, 3- 5 kezden sonra bakmayacak bile. Sen ona ilk dokunduğunda çığlık kıyamet bağırırsan, o zaman her salona girdiğinde ilk oraya koşmaya başlayacak. Doğanın kanunu bu 🙂 kaçırılan kovalanır. Sende başlayacaksın hepsini kaldırmaya. Sonra onların yerine içerden oyuncaklar gelecek…

bebek-geliyor
koskoca ev varken, bu oyun parkında mı oturcam yahu????

Peki ama neden kasacağım böyle, bıraksam cümbüş şekline yaşasak ne olur?  Ben dağınık da severim, diye düşünebilirsin…ama işte her enteresan davranışın çocukluktan gelme olduğunu uzmanlar da söylüyor. ”Uzan bakim şuraya çocukluğuna dönelim” diyen psikologu hepimiz tanıyoruz değil mi?

Her istediği olan çocuklar ilerki hayatlarında nasıl duvara tosluyor görüyoruz. Belki sen ona maddi imkanlarınla, süpürge ettiğin saçınla en iyisini en harikasını veriyorsun.. ne şahane…

Peki ilk kez sevgilisi tarafından terkedildiğinde ne yapacaksın? sen mi alcan mı yenisini?

Hani şu ‘ya benim olacaksın ya gara topraaagıınn’ mantığında sevenler var ya… işte onları kim yetiştiriyor acaba? Tabiki anne dediğin ! Adam bıçaklamış onu terkeden sevgilisini 3 yerinden! Annesi de tv de diyoki, ”ah ben onu nasılda özenle büyüttümmm, yavrum nasıl yaptı böyle bir şeyi anlamıyorum”  Anlamazsın ki teyze. Adam ne istese alıyor 3 yaşından beri .Öğretmemişsin ki?? ( 3 yaşından  öncede muhtemelen düzgün konuşamadığından isteyemiyor yani 🙂

Yada dışardan gelen başka başka bir sürü tepkiye karşı nasıl davranıp nasıl başaçıkacağını nasıl öğreteceksin?? Evet tüm bunların eğitimi önce evin içindeki eğitimle, bebek  emeklemeyi keşfettiği anda başlıyor…

  1. O çocuğa bir odası olduğunu, kişisel alanının bu oda olduğunu
  2. Evin diğer alanlarının ortak kullanım alanı olduğunu ve saygılı davranması gerektiğini
  3. Anne-baba odasının anne -babaya ait olduğunu öyle zırt pırt girilmeyeceğini

SEN zamanında anlatmazsan… paşa paşa salonda oturursunuz şimdi ailecek.

Tabi burda hemen sesler yükselecektir. ”Ay zaten akşamları iki saat görüyorum çocuğumu!”

Evet bu da günümüz çalışan ebeveynlerin sorunu…  Yani bu senin sorunun. Hem yandan yandan survivor izleyip bir yandan cocuğunla ilgileniyor olmakla vicdanını rahatlatma canım 🙂

Hadi bakalım şimdi herkes odasına :)))

 

Diş çıkartmaya hazır mısınız?

Bu yaşta zor iş, kaldıki şuncacık bebe için çok daha çileli olması muhtemel… Hatta abarttığımı sanmıyorum ama bebelik sürecinin bence en meşakkatli olayı. Etinin içinden bişiy çıkıyo! aman yarabbim. Peki ama benim merak ettiğim şu;

  • Neden gündüz değil de gece çıkıyor?
  • Neden tam geçti derken yarım saat sonra tekrar vuruyor?
  • Neden kafada bir ateş oluyor?

1-Çünkü vücuttaki tüm ağrılar filan gece çıkıyor, bizde de öyle. Hormon dengesi değişiyormuş. Bir de vücüt gece bakım/onarım moduna geçince kan akımı onarım gereken bölgede yoğunlaşıyormuş, bu da ağrı yaşamamıza sebep olurmuş ( miş miş miş de muş muş muş diye bir şarkı geldi aklıma 🙂  Sonuç: gündüz uykunuzu iyi alın, geceye hazırlanın!!! Yada ağrı nöbetlerini anne-baba bölüşün. Haydi beyler mesaiye…

2-Sanırım bu surları koç başıyla yıkmaya çalışmak gibi bişiy 🙂 vuruyosun olmuyor vuruyosun olmuyor. Sabaha kadar deniyor o diş oradan çıkmaya … siz uyudu diye salya sümük uyku moduna geçmeyin, yarım saat sonraya alarmı kurun 🙂 hatta tavşan uykusu nedir bilmeyen ebeveynler ekran başına, çabuk öğreneceksiniz merak etmeyin!

3- Kafa ateşi tabiri diş çıkarma dönemiyle girdi hayatımıza. Bütün vucudun ateşi soğuk algınlıklarında karşımıza çıkarken, sadece kafanın ates gibi olup, koltuk altından ölçtüğünüzde 37 derece çıkması durumu. İnsana ‘noluyo lan bu çocuğa’ dedirten bir durum 🙂

Her yazının başına yazmak gerekir aslında. Tüm bebeler farklı, tüm bebelerin tepkileri de farklı. Bu yazan 3 özellik ise en genel özellikler sanırım. Ben Nefes hanım’ın dişi çıkarken özellikle şiddetli bir huysuzluk ve mutsuzluk haline tanık oldum. ne yapsan mutlu olmayan bir çocuk oluyordu. O gece anlıyorduk ki her an alarm çalabilir, çalıyordu da… Biraz anne şefkati, biraz kafaya konan serin bez, ve bolca güzel ninni ile huzur bulup kendini güvende hissetmesi ağrıyla baş etmesinde iyi geliyordu sanki.

Doktorun dediği…

Doktora sorduğunuzda malesef ne uyku konusu için ne diş çıkarma için pek de kesin bilgiler vermiyorlar. Bu konuda benim gibi yüksek beklentiye kapılmayın. Her bebe farklı olacağı için verdikleri bilgilerin işe yaramaması halinde sıkıntı yaşamamak  için sanırım risk almak istemiyorlar. Ben bu konuda oldukça hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Çocuk doktoru deyince çocuğu büyütürken ona sorcaz o söyleyecek sanmıştım. Öyle değilmiş o durum 🙂  Zaten ‘diş çıkarınca ne yapacağız?’ dediğimde ‘hiçbişiy’ demişti. Tamam ilaç yanlısı değilsin de bari yeşil soğanı söyleyeydin diyorum şimdilerde.

‘O alt azılar ne zooor çıkooorr’  diye hönküren teyze;

Zaten doktora ya da herhangi birine danışana kadar, siz istemesenizde size deneyimlerini aktarmaya çalışan çok gönüllü anne var. Ama nedense hep uykusuz geceler, gazlı bebeler , çok zor çıkan dişler filan anlatılıyor. Herkesin çocuğu bir canavar adeta. Ve en canavar çocuğu kim yetiştirdiyse o en harika anne! Nefes sosyal bi çocuk olduğu için gittiğimiz mekanda yan masanın dikkatini çabucak çekebiliyor. Oradada bir deneyim öbeği olduğunu hemen anlıyoruz. Tabi başlıyor bir sohbet;

ilk-dis

-ahh canım ne güzel de gülüyor 🙂 Adın ne senin bakiiiimm? (cocuğun cevap veremeyeceğini bilerek onu soru sormak enteresan bir takıntı, bana sorsa söylerim halbuki :))

-……

-Adıınnn ne seniiinnn heeee??

-(anne dediğin konuya dahil olur) Nefes.

-ayyy senin dişlerin de mi çıkmışşş, nasıll kaşınıyoo muuuuuuu??

-(anne dediğin yine iç ses olarak sohbete katılmak  zorunda) yok suan 14 tane dişi var zaten, kaşınmıyorlar sanırım.

-aaa bakimm ( çıkmayan hangi dişi varsa o dişe atıfta bulunarak) ayyyyy şimdi alt azılar geleceeekk, çook zor çıkar onlarr annnemmmm ahhhh ahhhhhhhh, ne de uykusuz geceler geçireksinizzzzz!!!

-(Nefes’te ”sorduk mu?” bakışıyla birlikte, ”bu teyze neden böğürüyor ” bakışının karışımı 🙂

-(anne dediğin) Peki bilgi için çok teşekkürler, size hayırlı günler..

halbuki güzel şeylerden bahsetsek dimi ama? moral bozmasak?

Bizde de oldu tabiki uykusuz geceler, ama bak ben böğürerek yazıyomuyum buraya?

İşimize yarayan bilgileri konuşuyoruz, ne de güzel oluyor!

Peki ilk diş ne zaman çıkar?

Bu konuyu Nefes hanım doğduğunda araştırdım. Çünkü bir çıkmaya başladımı hiç durmuyormuş bu süreç. Ardı ardına geliyorlar! Okuduğum kaynakta 7. ay civarı çıkar dediğinde oh dedim bu 7 ayda uyku düzenini oturtmak lazım. Derken ilk  diş 5. ayda geldi 😦 Ama 1,5 yaşında da gelse bu durum normal. Yani diyeceğim o ki; diş konusunda çok okuyun, bilgi sahibi olun. Ama kötü deneyimleri filan es geçin, çok da doldurmayın kafanızı negatif şeylerle. Siz pozitif olan deneyimler, diş ağrısına iyi gelen şeylerle filan doldurun kafanızı… iyi düşünün iyi olsun.

dis-cikartma
İlk ikisi kolay çıktı da, diğerleri için söz veremem tatlım!!

eee hadi bakalım ebeveynler hazır mısınız diş çıkartmaya ailecenek? Çok eğlencess :))

Pek yakında; Diş çıkartma yazımın 2. bölümü…

  • fayda-zarar karşılaştırması
  • Peki ya diş jeli?
  • Doğal yöntemler

ve daha fazlası için beklemede kalın…